|
Angela LIVINGSTONE
Adı ilk kez “Nietzsche Ağlandığında” da; bütün erkekleri bir bakışıyla dize getiren Salomé olarak geçti. Zerdüşt’ün esin perisi; Nietzsche’yi ağlatan kadın; Rus güzeli; gerçekten de erkekleri baştan çıkarmak için programlanmış bir “makine” miydi?
Salomé, Nietzsche ve Paul Rée’nin evlenme tekliflerini reddederek
entelektüel birlikteliği savundu; asla cinsel birlikteliğin
yaşanmadığı bir evlilik yaptı; “sadakat”i reddederek Rilke’yle ve başka
pek çok erkekle birlikte oldu.
- “Bir kartal gibi keskin zekâlı, bir aslan kadar yürekli.” Nietzsche
- “Geniş bir yüz, güçlü istemli bir çene, güzel, kavisli bir
ağız, dinleyiciye ya da konuşmacıya her zaman dolu dolu bakan akıllı,
ifadeli gözler. Tamamen kadınsı, çekici bir insan, yumuşak ve güçlü.”
Aoulou Albert LASARD
- “Onda olağan üstü olan, bir insanda aslında son derece olağan
olması gereken şeylerdi; Dürüstlük, açık sözlülük, herhangi bir zaafı
olmamak ve bencil olmadan kendini öne sürebilmek.” Anna FREUD
Bu yazımda paylaşmak istediğim kitap, Angela LIVINSTONE’un yazdığı “Salomé’un Yaşamı ve Yapıtları”…
Her gün içinde yaşadığımız dünyaya, biraz da bizden daha farklı ve düşünsel bakmamızı sağlayan, sürükleyici, bizi içine çeken büyüleyici bir yapıt.
“Salomé’un Yaşamı ve Yapıtları”nı tanıtırken cümlelere gereksiz anlamlar yüklemek istemiyorum. Çünkü Angela LIVINSTONE’un anlatımı birçok şeyi anlatmaya fazlasıyla yetiyor. Kitabı içinden seçtiğim birkaç cümle il tanıtmak, yani Livingstone’nun anlatımını kendi cümleleriyle sunmak daha doğru olur:
“Salomé Nietchse’nin ‘Üstün İnsan ’ anlatımına ‘Ne isen o ol’ diyerek yaşlaşıyor. Üstün insan olmaya çalışma… Sadece ‘Var ol!’ …
Salomé; ‘Ne kadar yüce seversen sev, yine de yeniden dünyaya inmek zorundasın.’ Salomé’un sanat için yaptığı yorumda bir o kadar etkileyici…
“Sanatın uygun sınırları vardır. Sanat aktarma güdüsü değil, yükten kurtarma arzusunu taşısa bile; iletişimden başka bir şey değildir. Gitmesi gereken en uzak noktada hala söylenebilenle söylenemeyen arasında yalnızca bir köprüdür.”
Bu güzel eserin tanıtımını 1881 ya da 1882’nin başında Lou Van Salomé tarafından yazılan ve daha sonra Nietzsche tarafından bestelenen “Hymnus on das Leben” ya da Lebensggebet’in metni ile sonlandıralım.
Elbette ki, bir dost bir dostu
Benim seni sevdiğim gibi sever, bilinmez yaşam
Sende inlesem, ağlasam bile,
Sen bana mutluluk ya da acılar versen de…
Seni bütün zararlarına karşın seviyorum;
Sen beni yok etmek zorunda olsan bile,
Bir dost sarıldığı dostunun göğsünden kopar gibi
Kopuyorum senin kollarından.
Bütün gücümle sarıyorum seni!
Bırak alevin beni tutuştursun,
Bırak savaşın ateşi içinde
Senin sırlarını daha da derinlerde arayayım.
Bin yıllar var olmaya! Düşünmeye!
Her iki kolunla da sar beni;
Yoksa eğer bana sunacağın mutluluk,
Olsun! Acıların var ya…
|