Köşe Yazıları
Gönenç Hongur
Müzik Eğitiminde Shinichi Suzuki ve Yetenek Eğitimi Felsefesi
|
Saç sorunlarınız, epilasyon ihtiyaçlarınız için Denizli Hiera Saç ekim ve Güzellik Merkezini ziyaret ediniz . |
| Anasayfa |
| Paylaşım |
| Akademik |
| Köşe Yazıları |
| Fotoğraf |
| Müzik Eğitiminde Shinichi Suzuki ve Yetenek Eğitimi Felsefesi |
|
|
| Yazar Gönenç Hongur | |
| Tuesday, 19 February 2008 | |
|
Sayfa 4 Toplam: 9
Erken BaşlangıçYetenek eğitiminde becerinin geliştirilmesi, yeteneğin kazanılmasının doğal bir süreç içine girmesi için gerekli çevre koşullarının mümkün olduğu kadar erken sağlanması çok önemlidir. Bu yüzden aileler çocuklarının eğitimini olabildiğince erken yaşta başlatmaları için teşvik edilir. Anadil metodu öğrencilerinin büyük bir çoğunluğu eğitimlerine üç ya da dört yaşında başlıyor olmalarına rağmen, erken başlangıç kavramı bu yaşlardan daha da öncesini kapsamaktadır. Anadilin öğrenilmesinde olduğu gibi Suzuki yetenek eğitimi de doğumla birlikte başlar. Suzuki müzik dinlemenin anne karnında başlaması gerektiğini sıklıkla dile getirmiştir. 0-5 yaş arası çocukların işitme kapasitesinin en yüksek olduğu dönemdir. Eğer anadil öğrenme süreciyle müzikal yetenek arasında bir paralellik kurulacak olsa, birçok benzer noktanın varlığı dikkat çeker. Çocuklar erken yaşlarında çevrelerini çok dinliyor gibi görünmemelerine rağmen pasif dinleme güçleri sayesinde çevresindeki sesleri taklit edebilecek beceriyi geliştirirler. Erken başlangıcın avantaj sağladığı bir diğer önemli nokta ise fiziksel gelişimle birlikte ortaya çıkar. Çocuklar kaslarını yetenekleri doğrultusunda kullanmayı alışkanlık haline getirdikçe ve gerekli uzuvlarını beyinleriyle koordinasyon içinde tutmaya aşina oldukça, enstrüman çalmak onlar için doğallaşacak ve enstrümanları ileride vücutlarının bir parçası gibi olacaktır. Birçok uzman eğitimci gibi Suzuki de büyürken eğitilmeyen yeteneğin daha sonra sıkıntı ve acı getirdiğinı vurgulamıştır.[6] Anadil metodunun en tecrübeli öğretmenlerinden biri olan Robin Bogner de erken başlangıç meselesine farklı bir açıdan yaklaşıyor ve şöyle diyor: “Çocuklar erken yaşlarında elde ettikleri başarılarından dolayı, ileriki yaşlarında diğer aktiviteler için müzikten vazgeçmek istemiyorlar.”[7] Dinleme Başta çalışılan ve çalışılacak olan eserler olmak üzere öğrenilen enstrümanın repertuarını oluşturan müziklerin pasif ve aktif şekilde her gün düzenli olarak dinlenmesi yetenek eğitiminde bir olmazsa olmazdır. Yetenek eğitiminde her enstrüman için belirlenmiş parçalar ve etüdler öğrencilerin ve ebeveynlerin dinlemesi için profesyonel müzisyenler tarafından kaydedilir ve günümüzde CD olarak yayınlanır. Pasif dinlemenin çocuklar üzerindeki etkisi asla hafife alınmamalıdır. Anadil metodunun ana ilkelerinden biri kafada bilinen müziğin daha kolay ve hızlı öğrenildiği kuralını uygulamaktır. Düzenli müzik dinleme çocukların ezber yeteneğine yaptığı önemli katkıyla birlikte, onların diğer işitsel yeteneklerinin gelişimine de yardımcı olur. Müzik dinlemeyi gününün rutin bir aktivitesi olarak alışkanlık haline getiren bir çocuk, entonasyon, ton algısı, nüans ve cümleleme gibi müzikal hassasiyetin temel yapılarını içselleştirmede oldukça avantajlı bir konuma sahip olacaktır. Anadil metodu keman ve viyola öğretmeni Carolyn Meyer bu durumu kendi tecrübesine dayanarak örneklendiriyor. Carolyn Meyer çocukluğunda parçaları çok çabuk öğrendiğini hatırlıyor olmasına rağmen kayıtları dinlediğini hayal meyal hatırladığını söylüyor ve bu durumu, dinlemeyi hayatının rutinine yerleştirmiş olmasına bağlıyor. Ona göre kayıtların dinlenmesi çocukluğunda o kadar rutin bir aktiviteydi ki bu yüzden onun hayatında hatırlamasını gerektirecek düzeyde bir iz bırakmadı.[8] ![]() Tekrarlama Anadilin öğrenilmesinde olduğu gibi öğrenilen materyallerin belli aralıklarla tekrar edilerek gözden geçirilmesi yetenek eğitiminde çok önemli bir noktadır. Çocugun yeni kelimeler öğrendikçe daha önceden öğrendiklerini kullanmayı bırakmaması Anadil metodunun metodolojisini oluşturmada çok önemli bir ipucu olmuştur. Anadil metodu öğrencisi yeni müzikler öğrendikçe eskileri parmaklarında ve hafızasında tutmaya devam eder. Zamanın bir kısmını özellikle tekrarlama ve gözden geçirmeye ayırır. Suzuki yeteneğin geliştirilmesi noktasında tekrarın önemini şu sözlerle vurguluyor: “Yetenek ve becerinin geliştirmesi işlemi öğrencinin kendisine verilen müzik parçasını hatasız olarak çalmayı öğrenmesi sonrasında başlar, daha once değil.”[9] Sonuç olarak, öğrenci öğrendiklerini ne kadar tekrar eder ve gözden geçirirse becerisi o oranda gelişir. Yeni edinilen beceriler ve hüner gerektiren aktiviteler vücut için doğal bir hale gelinceye kadar tekrar edilmelidir. Tabii ki her öğrenci için gereken tekrar miktarı farklıdır. Burada önemli olan öğrencinin materyali özümseyip özümsemediğinin sıkı bir şekilde gözlemlenmesidir. Yeni bir tekniği halihazırda bilinen bir parçada öğrenmek ve ona incelik kazandırmak her zaman daha kolaydır. Öğrenme, sadece öğrencinin yeni ve ileri düzey parçaları çalıştığı zaman değil, aynı zamanda yeni müzik fikirlerini ve tekniklerini eski parçalarda uyguladığı zaman oluşur. Anadil metodu öğrencileri eski parçaların yeni teknikler kullanarak tekrarlanması konusunda cesaretlendirilmelidirler. Bu şekilde hem hafızalarını tazelemiş ve bildiklerini unutmamış olacak, hem de yeni teknik çalışmaları daha rahat bir ortamda uygulama fırsatı elde edecekler. Bildiği parçadaki müzikal içerik dikkat dağıtıcı olmayacağı için, öğrenci temel duruşunu ve pozisyonunu bozmadan yeni teknik için hazırlık yapabilir. Düzenli tekrar öğrenci için her an icra edebileceği bir repertuarın varlığı anlamına da gelir. Bu öğrencinin motivasyonunda ve yaptığı işten hoşlanmasında çok etkilidir. |
|
| Son Güncelleme ( Wednesday, 06 August 2008 ) |