Köşe Yazıları
Meriç GÖK
CANİLER DE MÜZİK SEVER -Valsler ve Çılgınlık-
|
Saç sorunlarınız, epilasyon ihtiyaçlarınız için Denizli Hiera Saç ekim ve Güzellik Merkezini ziyaret ediniz . |
| Anasayfa |
| Paylaşım |
| Akademik |
| Köşe Yazıları |
| Fotoğraf |
| CANİLER DE MÜZİK SEVER -Valsler ve Çılgınlık- |
|
|
| Yazar Meriç Gök | |
| Thursday, 20 March 2008 | |
|
"bağırıyor daha tatlı çalın ölümü ölüm almanya'dan bir ustadır
bağırıyor daha boğuk çalın kemanları sonra duman olup yükseleceksiniz havaya bir mezarınız olacak bulutlarda rahat yatılır orada" Paul CELAN (Ölüm Fügü’nden)
"Der Spiegel" dergisinin geçtigimiz yılın son sayısında, Hans Magnus Enzensberg’in Shurkamp yayınlarından çıkan "Hammerstein oder Der Eigensinn" (Hammerstein veya İnat) adlı kitabı hakkında yazarla yapılmış bir görüşme yer aldı. Bu görüşmedeki resimlerden biri, bir cenaze töreninden. 1934 yılına ait bu resimde General Hammerstein ile Hitler en ön safta yan yana duruyorlar. Ünlü piyano imalatçısı Edwin Bechstein’ın cenaze töreni. Hitler’in bu törene katılmasının müzikle bir ilgisi yok. Bilindiği gibi karı-koca Bechstein’lar (Helene ve Edwin) ateşli bir Hitler taraftarıydılar. O kadar ki, 1924 yılında cezaevinden tahliye olduğunda Mercedes Kompressor alan Hitler’in banka kredisine Edwin Bechstein kefil olmakla kalmıyor, daha sonra da bu krediyi bizzat ödüyordu.
Her ne kadar Hitler ile piyano imalatçısı Bechstein arasındaki ilişkinin müzikal bir yönü olmamakla birlikte, toplama-imha kamplarında müzikal bir “faaliyet” ve bu kamplardaki üst düzey yöneticilerin bu faaliyete ilgisi olduğu kesin. Bu konuda yeterince belge ve bilgi mevcut. Ve bu husus, insanlık tarihinin son derece trajik bir bölümünün ilginç bir yönünü oluşturmaktadır. Nazilerin toplama-imha kamplarında kurulmuş orkestralardan biri de Auschwitz’deki kadınlar orkestrasıydı. Bu orkestranın bugün hayatta kalan tek üyesi, 82 yasındaki Anita Lasker-Wallfisch’tir. Kamp orkestrasının çellistiydi ve bu onun hayatını kurtarmıştı. Lasker Wallfisch’in sol koluna, kampa geldiği gün dövme ile numarası verilir: 69388. Kayıt sırasında çello çaldığını söyler ve böylece hiç ummadığı şekilde “Kapelle”nin şefi, olağanüstü kemancı Alma Rose’nin himayesinde bulur kendisini. Alma Rose, Viyanalı ünlü besteci Gustav Mahler’in yeğenidir. Müzisyen kızlardan oluşturduğu orkestrayı en iyi şekilde çalmaya teşvik etmektedir. “İyi çalmazsak gaz odasını boylarız!” der müzisyenlerine. Altı kemancı, bir bas, bir çellist, bir bateri ve birkaç mandolinden oluşan kadınlar orkestrasının en sık çaldığı parçalar Franz Schubert’in “Askeri Marş”ı, Robert Schumann’ın “Rüya”sı ve Johann Strauss’un ünlü “Güzel Mavi Tuna’da” valsidir. Orkestra bu parçaları, isçiler çok erken saatte kamptan çalışmaya gittiklerinde ve akşamları tekrar ölüm kampına döndüklerinde veya özel vesilelerle düzenlenen programlarda çalıyordu. Müziğin saygısızca ve sapıkça kullanımı: Valsler ve çılgınlık. Anita Lasker-Wallfisch, savaştan 60 yılı aşkın bir süre geçmesine rağmen müziğin bu belki de en kötü istismarı ile ilgili doğru bir açıklama bulamadığını söylüyor.
Nazi yöneticileri toplama-imha kamplarını, kendilerinin de buralarda yaşayacaklarını hesaplayarak kurmuşlardı. Zamanla bu kamplardaki hayatı düzenlerken de hep bu gerçeği göz önüne almışlardır. Auschwitz’deki orkestranın çellisti “Kapelle bir aile gibiydi. O bizim ruh sağlığımız için iyiydi” diyor. Öyle anlaşılıyor ki; kampın orkestrası, sadece müzisyenlerin değil, Nazi kasaplarının da ruh sağlığına yararlı oluyordu. Zira Lasker-Wallfisch birinde özel olarak kampın namlı doktoru Mengele için çaldığını söylüyor. Schumann’ın “Rüya”sı Mengele’nin sevdiği parçalardan biriymiş. Onur kırıcı bir sistemde onurun son dayanağı olan orkestranın elemanları tarafından yapılan müzik, kampın kasapları için de bir rahatlama aracıdır.
Ölüm kampı ve müzik. İnsanın olduğu her yerde müzik! Zaten öyle değil miydi hep... Savaş ve müzik. Mehteran, savaşa giden Osmanlı ordularına moral veriyordu. Avrupa'da piyadeye vurmalı çalgılar eşlik ederken, Amerika'da süvari birliklerine ise bilindiği gibi nefesli çalgılar eşlik ediyordu. Savaş ve müzik.
Müzik, toplama-imha kamplarında gerek kurbanlar, gerekse onların kasapları için hayatı ve ölümü tahammül edilebilir kılmıştı. Bundan dolayıdır ki bu kamplarda barbarlık ve müzik bir arada olabilmiştir.
Meriç GÖK
|
|
| Son Güncelleme ( Tuesday, 04 November 2008 ) |
| Sonraki > |
|---|